Karbon salınımı, bizi yaşanabilir bir dünyadan hızla uzaklaştıran çağımızın en büyük çevre problemlerinden biridir. Hızla artan dünya nüfusu ve sürekli bir gelişim içinde olan teknolojiyle birlikte artan enerji ihtiyacı daha fazla karbon salınımına neden oluyor.

Karbon salınımı, en basit tabirle karbonun atmosfere salınması anlamına gelir. Diğer bir tanımla sera gazının salınımı demektir. Sera gazı salınımı karbondioksit salınımı ile eş tutulduğundan, herhangi bir küresel ısınma ya da sera gazı etkisi tartışmasında genellikle “karbon emisyonu veya karbon salınımı” şeklinde adlandırılır. Sera gazlarının büyük bir bölümünde karbon molekülleri bulunmakta. Örneğin, küresel ısınma ve iklim değişikliği alanında mücadele etmek amacıyla çalışan ve uluslararası tek çerçeve olan Kyoto Protokolü’nde sera gazı olarak kabul gören altı gazın dört tanesinde karbon molekülü vardır (karbondioksit, metan, hidroflorür karbonlar, perfloro karbonlar).

Karbon Salınımının ve Sera Gazının Artmasının En Temel Nedenleri

Ø Kontrolsüz ve hızlı nüfus artışı

Ø Hızlı Sanayileşme

Ø Küresel ölçekte enerji talebinde olan artış

Ø Artan nüfus ile beraber şehirleşmenin hızlanması

Ø Ormanların ve yeşil alanların azalması

Ø Sera gazları için gerekli önlemler alınmadan doğaya bırakılması

Dünyanın yaşanabilir olma özelliğini devam ettirebilmesi için insanların neden olduğu karbon salınımlarını azaltması gerekiyor. Ancak gerekli oranda salınımları azaltmak çok da kolay değil. Çünkü böylesi bir sonuç için hem ülke yöneticilerinin, hem de iş dünyasının birbirleriyle koordineli bir şekilde çalışmaları ve bu yaklaşımım uzun vadeli olarak disiplinle uygulamaları gerekiyor. Dünyanın geleceği için son derece önemli bir konu olan salınım eğer kontrol altına alınamazsa çok ciddi sonuçları olacaktır. Hızlı alınacak aksiyonlarla zaman kaybetmeden ciddi adımların atılması ve bu işin sürdürülebilir bir hale getirilmesi gerekmekte. Dünya ekonomilerinin mevcut şekilde geliştiği varsayılan bu ölçütleri temel olarak alırsak 2030 yılına kadar, karbon salınımlarının %33 oranında azaltılması gerekiyor. Bazı çalışmalara göre bu oran 2050 yılına kadar %50-%85 arasında olmalı! Bu konuda hızlı aksiyon alınmazsa küresel ısınmanın riskleri ve maliyetlerinin dünya GDP’ sinin %5–20’si arasında olacağı tahmin ediliyor. Oysa dünya genelinde karbon salınımlarının istenen düzeye indirilebilmesi için gereken yatırım miktarları dünya GDP’ sinin %1’i seviyesinde tahmin ediliyor.

Karbon Salınımlarının Azaltılması İçin Dört Temel Adımlar

Ø Enerji verimliliğinin artırılması,

Ø Toprak kullanımının veriminin artırılması ve ormanların azalmasının önüne geçilmesi,

Ø Karbon salınımlarını azaltacak enerji üretim teknolojilerine öncelik verilmesi

Ø Ulaşımda karbon salınımı yaratmayan enerji kullanımına geçilmesi.

Karbon salınımının azaltılması için en büyük fayda ulaşım araçlarında, binaların ısıtılıp soğutulmasında ve endüstride kullanılan enerjide verimliliğinin daha da artırılmasıdır. Bunların arasında binalardaki izolasyonların daha etkin hale getirilmesi teknolojik olarak en hazır ve ekonomik sayılabilecek olan uygulama. Devlet politikalarında enerji verimliliği başta binalar olmak üzere diğer alanlarda da teşvik edilmeli.

Yaşam alanlarımızda olduğu gibi elbette işletmeler ve sanayi tesislerin de alınacak önlemlerle enerjiyi daha verimli şekilde kullanabiliriz. Verimli enerji kullanımı il daha az enerji tüketeceğiz. Dolayısıyla daha az karbon salınımı yapmış olacağız. İşletmelerde alınacak basit yöntemlerle etkili sonuçlar almak mümkün.

Enerji Tasarrufu İçin Yapılabilecek Çalışmalar

· Aydınlatma yaşam alanlarımızda olduğu gibi işletmelerde de en önemli tüketim kalemlerinin başında gelmektedir. Akkor flamalı lambalar yerine ‌LED ve tasarruflu ampullerin kullanılması aydınlatma giderlerinde önemli bir düşüş sağlayacaktır. Çok fazla kullanımın olmadığı alanlarda hareket ‌sensörlü aydınlatma armatürleri kullanmakta gereksiz tüketimin önüne geçecektir.

· Kullanılmayan elektrikli aletlerin kapatmak, ‌iş yerinden ya da ofisten çıkarken aydınlatmaların söndürmek, kullanılmayan klima ve bilgisayarları kapatılmak ciddi oranda elektrik tasarrufu sağlayacaktır.

· İklimlendirme sistemleri ile ilgili yapılacak ayarlamalar ve çalışanların bu konuda bilinçlendirilmesi ısıtma ve soğutma maliyetlerinde ciddi düşüşler sağlayacaktır. Ortam sıcaklığındaki bir derecelik artış ya da azalışın faturalarda yaklaşık %10 ile %20 arasında fark yaratacağı unutulmamalıdır.

· Sanayi tesislerinde kullanılan elektrik motorlar maksimum verime sahip motorlardan seçilmelidir. Özellikle değişken yükte çalışan elektrik motorlarında ‌inventör kullanılması verimliliği arttıracaktır. Ayrıca motorlar seçilirken kapasiteler iyi belirlenmelidir. İhtiyaç duyulandan daha büyük kapasitede seçilen motorlar, düşük yükte düşük verimde çalışarak daha fazla enerji harcanmasına sebep olurlar.

· Sanayi tesislerinde atık ısının atılmadan önce tesis içinde farklı ihtiyaçlarda kullanılması ciddi oranda enerji tasarrufu sağlayacaktır. Bunun için ‌kojenerasyon ve ‌trijenerasyon sistemlerinden yararlanılabilir.

· Puant saatler dikkate alınarak yüksek derecede enerji tüketen cihaz ve makineler, elektriğin ucuz olduğu saatlerde çalıştırılabilir.

· Tesis çatısına yerleştirilecek güneş panelleri ile kullanılan elektriğin bir kısmı güneşten karşılanabilir.

Enerji üretiminde düşük karbon salınımlı teknolojilere geçiş dünyamız ve eko sistem için büyük fayda sağlayacaktır. Geleneksel fosil yakıtlardan enerji üretimi yerine, nükleer, rüzgâr, güneş, biomass gibi yenilenebilir enerji üretimi veya yüksek teknolojili kömür santralleri bu çalışmalardan başlıcaları olabilir. Ancak, gerek hızlı uygulama, gerekse mevcut haliyle ticari olma potansiyeli en yüksek olan rüzgâr enerjisiyle elde edilebilecek kazanımlar sınırlı. Nükleer enerji de teknolojik olarak hazır olmasına rağmen, gerek maliyetleri ve uzun yatırım dönemleri, gerekse kamuoylarındaki imajı nedeniyle güçlükler yaşıyor. Diğer yaklaşımların ise ekonomik hale gelebilmesi için önemli teknolojik atılımlara ihtiyaç var.